MOBİL ÖĞRETMEN


                                Bir önceki yazımızda pek hoşumuza gitmese de maalesef sistemde bulunan ve bizim hasbelkader "KARA TAHTA ÖĞRETMENİ" olarak isimlendirdiğimiz öğretmen ve yöneticilerden bahsettik.Tüm camiayı tabii ki böyle addedemeyiz. Elbette çok güzel çok çalışkan öğretmenlerde sistemin içinde yer alıyorlar ama şu bir gerçek ki azınlıktalar. Öğretmen grubunu üç biçimde inceleyebiliriz. Birinci grup neme lazımcılar,Kara tahta öğretmenleri ve yine benim böyle bir isim bulduğum MOBİL ÖĞRETMENLER.

           Mobil öğretmenler hem okulun her yerinde hem okul paydaşlarıyla her an mesai içinde olan öğretmendir.Çalışma saati hani derler ya 7/24 bu öğretmenler neredeyse 7/25 çalışmaktadırlar.

         Mobil öğretmenler bütün bunları yaparken tek bir merciye başvururlar o da VİCDAN. Geçen günlerde Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk bey de bu konuya temas etti. Öğretmen eğitiminde vicdan konusuna yer vermeliyiz mealinde bir konuşmasıydı. Dedim ki galiba doğru yoldayız sesimiz duyulmuş ya da duyuluyor.
       Mobil öğretmen için müfredat sadece bir yol haritasıdır.Örnek vermek gerekirse müfredat sizden İstanbul'dan Antalya'ya gitmenizi istiyorsa yol artık sizindir.İster İzmir'den,İster Ankara'dan isterseniz de Çanakkale üzerinden gidebilirsiniz yeter ki siz belli zaman içerisinde Antalya'ya ulaşın.

    Mobil öğretmen işte bunu çözmüş USTA öğretmendir. Bakanlığın kitapları ya da materyalleri her konu için birden fazla örnek veremez hatta vermemeli.Konuyu ya da amaçlanan bilgiye gidilecek yolu öğretmen göstermelidir.

  Bloğumuza ulaşıp bizi okuma nezaketi gösteren öğretmen arkadaşlara bir kaç tavsiye yazarak yazımızı sonlandıralım. Bilsinler ki bu tavsiyeler onları da Mobil Öğretmen yapacaktır.

   Öncelikle yetiştirdiğimiz öğrenciler en az 10 /15 yıl sonra hayata atılacaklar onları geleceğe göre yetiştirin. Öyle olması içinde sizlerin gelecekteki dünyayı hayal etmeniz ve teknolojinin nereye gittiğini takip etmeniz gerekiyor. Geçmiş elli yılda insanların eline bir ham madde(pamuk demir kum) veriliyor bunları işlemesi isteniyordu.Gelecek yüzyılda elimize verilecek tek ham madde Bilgi olacak.Bilgiyi işleyen işleyebilen kazanacak.

   Okul paydaşlarımızla hukuki çerçevede kalmak koşulu ile sürekli etkileşim halinde olun.Hayat sadece okul değildir.Bazı düşünürler 100 yıl sonra okul diye bir şey olmayacağını da savunmaktalar.

Buradan çıkaracağımız sonuç ise öğretmen kendini geliştirmelidir.Sadece kendi alanında değil ilgi alanlarını çeşitlemeli gelişim ve değişimini sürekli hale getirmelidir.Mezun olduğumuz yıl ile bugün arasında her gün binlerce yeni bilgi oluştuğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.Her birimizin okuduğu bilgi kaynağı olarak başvurduğumuz evimizi süsleyen gazetelerin kuponla dağıttığı MEYDAN LAROUSSE'LER artık yok.

Öğrencilerinizi mutlaka en az bir spor ve sanat dalına yöneltin yönelttiğiniz gibi kendinizde amatörce de olsa bir spor ve sanat dalında uğraş veriniz. Sınıfınıza her gün elinizde okuduğunuz bir kitap ile gidin öğrencileriniz sizin de kitap okuduğunuzu görsün. Okul bahçesinde vb. nöbetçi olmadığınız günlerde kitap okuyunuz ki öğrencilerimiz GÖRSEL ÖĞRENMEYİ gerçekleştirsinler.

  Unutmayın öğrencileriniz GÖRSEL ÖĞRENİYORLAR.

  Yazımızı güzel bir cümle ile renklendirelim.Öğrenciler gök kuşağı gibidir yeter ki öğretmen siyah beyaz bakmasın...









Yorumlar